E-ticarete Başlayacaklara Tavsiyeler
? E-Ticaret

Yeni Başlayanlar İçin E-Ticaret

Bu yazımın ilham kaynağı Clubhouse’da bu akşam (14 Şubat 2020) 4.etkinliği yapılacak olan Yeni Başlayanlar İçin E-Ticaret konu başlığı oldu.

Sevgilambasi.com ‘un sahibi Sayın Bülent Bilen’in davetiyle haberdar oldum ve 3.etkinlikte kısa bir giriş konuşması yaptım.

4.etkinlikte de konuşmacı olarak bulunacağım, ancak Clubhouse etkinliğini dinleyemeyenler veya dinlerken not alamayanlar için 15 yıllık e-ticaret geçmişimi yazılı olarak da blog sitemde paylaşmak istedim.

Bu linke tıklayarak E-Ticaret’in Türkiye’deki yansımalarını okuyabilirsiniz: E-Ticaret’in Tarihsel Türkiye Yansımaları

Yeni başlayacaksınız sizin için çeşitli başlıklar derledim, bunlar çeşitli tecrübeler ve çevremden gözlemlediğim bazı zorluklardan ilham aldı.

  1. Fiziksel mağazanızın olduğu bir işi daha kolay yaparsınız
    Bu her zaman dillendirdiğim bir konu, eğer fiziksel mağazanız varsa E-Ticaret’e girmeniz çok daha kolay. Aksi takdirde stok maliyetleriniz ve satış hızınız sizi hızlı bir şekilde dibe doğru çekebilir. Bunu mutlaka farklı kanallardan destekleyici satışlarınız olmalı veya ek geliriniz.
  2. Verimlilik olmazsa olmazınızdır
    Her insan gibi sizin de 24 saatiniz var. Bunun 8 saatini uykuda geçirdiğinizde geriye 16 saatiniz kalır. Bu 16 saati tek başınıza elinizden geldiğince verimli kullanmanız gerekir. Verimlilikten kastımız: Tekrar eden işlerinizi bir otomasyona bağlamak, takipleri otomatik yapabilmek ve müşterilere etkin ve hızlı cevap verebilmek.
  3. Doğru ölçeklenebilmek
    Deri cüzdan yapıp sattığınızı düşünelim. Tanesi 200 TL ve günde iki adet deri cüzdan yapabiliyorsunuz. Tamamen el işçiliği… Günlük ürettiğiniz değer 400 TL. Bunu 30 gün ile çarptığımızda 12.000 TL. İşleriniz biraz hareketlenmeye başladığında yeni personel almanız gerekecek ve cironuzun belli bir payını personel masrafı olarak ayırmak zorunda kalacaksınız. İşler tekrar daraldığında ise bunu büyük ihtimalle cebinizden karşılamak zorunda kalacaksınız. Unutmayın: personel ile işinizi büyütmek güzel olduğu kadar risklidir de.

    El yapımı ve buna benzer işlerin ticaretinde sürekliliği sağlayacak personel bulma konusunda sıkıntılar yaşamanız olasıdır.
  4. İşiniz iş ile büyüsün
    Çok güzel ve benzersiz bir ürününüz yoksa, kıyıda köşede biriktirdiğiniz paraları e-ticaret yapmak için harcamayın. Cebinizden yatırdığınız 100bin TL çok hızlı bir şekilde çar çur olacaktır. Bunun yerine işiniz büyüdükçe kazandığınızı işinizi büyütmek için harcayın. Ev ve araba satıp iş kurmak Türkiye gibi kaygan bir zeminde çoğu zaman hayal kırıklığıyla ve hatrı sayılır bir borçla bitiyor.

    Cebindeki 100.000 TL ile işe girip, bunu 1 Milyon yapan, yapabilen çok az insan gördüm. Bu oran %1 civarında ya var, ya yok.
  5. Reklamlara bütçe ayırın
    Her şey artık reklam ve çok fazla rakip var. Cebinize kâr olarak koyacağınız paradan feragat edin ve reklama yatırın. Marka olabilmek, akılda yer edebilmek için olmazsa olmaz… Potansiyel müşterinin sizi görmesi için 2-3 saniyeniz olduğunu da unutmayın.
  6. Mutlaka bir yeteneğiniz olsun
    Bir girişim çeşitli kollardan oluşur. Bunun teknik boyutları yadsınamaz derecede çoktur. Web sitesi, pazar yeri, fotoğraf çekimi, görseller, yazılım vb. gibi ticaretinizi etkileyecek çok fazla değişken vardır. Konumuz “yeni başlayanlar” olduğu için tek başınıza veya ortağınızla olduğunuzu varsayarak ilerliyoruz. Tüm işlerinizi başkasına yaptırdığınız bir girişimin maalesef başarılı olma şansı yoktur.

    Eğer küçük-orta ölçekli bir firmaysanız yukarıda saydıklarım için çok kaygılanmanıza gerek yok. Çoğu konuyu para gücüyle halledebilirsiniz ve içeride tutmanız gereken personel sayısı ilk etapta 1-2 kişi ile sınırlı olur.
  7. Pazaryerleri sizi dibe götürebilir, 100 tane yeğeni olan işletme sahipleriyle başa çıkamazsınız.
    Yüksek komisyon ve yüksek iade oranlarıyla pazaryerleri sizi zora sokabilir. Sırf bu kanala güvenerek sakın ola ki ticarete başlamayın. Sizin bir üründen 5 lira kâr ettiğiniz yerde, hiç kârsız hatta zararına satış yapanlar var.

    Ticaret yapan doğulu bir arkadaşım: “100 tane yeğenim var” dediğinde anlam verememiştim. Kendi işlerini kurup, bu yeğenlerin birkaç ay karın tokluğuna çalışmasından sonra anladım ki zararına satış yapanlar aslında personel maliyetini ötelemiş.

    Zaten sizi bitirdikten sonra fiyatları da olması gereken düzeye getiriyorlar 🙂
  8. Çok satan ürün elinizde kalabilir, girmeyin!
    Komşunuz, eşiniz, dostunuz… Bir ürün satmaya başladıysa kesinlikle o ürüne girmeyin. Bu ürünler bir furyadır ve gelip geçer. Bu fiziksel mağazamızda acemilik dönemlerimizde başımıza geldi.
  9. Mutlaka ticaret yapmalıyım demeyin
    Herkes anasının karnından patron olarak doğmuyor 🙂
    Kendi işinizi yapmak için işe girmeyin. Kendi analizinizi kendiniz yapın. Ürününüze ve fikrinize güveniyorsanız ve kaybedecekleriniz sizi üzmeyecek düzeyde olmalı.
  10. Hayattan örnek: Otogar büfecisi olmayın
    Her zaman bu örneği veririm: Otogar büfecisi olmak veya olmamak.

    Otogarları hepimiz biliriz, senede bir veya iki defa işimiz düşer. Çoğunda da otobüse biner yolumuza gideriz. Buradaki büfeleri hiç deneyeniniz oldu mu bilmiyorum. Müşteri memnuniyeti çok umurlarında olmadığı için malın en kötüsü ve en bayatı hep buralarda olur. Yersiniz ve unutup gidersiniz.

    Değerli hissetmek ve hatırlanmak her müşterinin bilinçaltında bulunur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir